FAX, TAXI & SEX için ne dediler?

A. Selim Tuncer: Adından da anlaşılacağı gibi, kitabın dil hassasiyetini öncelediğini, eleştirilerin ağırlıklı olarak dil yanlışları üzerinde yoğunlaştığını söyleyeyim. Bununla birlikte Algın, ajans içinde üretilen her çeşit yaratıcı işi önünde bulan, tüm departmanların tam ortasında duran bir pozisyona sahip olma ve reklam ajansı süreçlerini hem içeriden hem de araya bir mesafe koyarak dışarıdan gözlemleyebilme avantajıyla dil dışı konuları da kalemine konu etmiş kitabında… Dil izleğinden kopmadan… Keyifli, akıcı ve ironik üslubuyla…

Eğer bu kitabı okumadıysanız, dil konusunda belli başlı “galat”ları eğlenerek öğrenmekten, neden dil hassasiyeti sorusunun cevabını bulmaktan, sektöre tutulan aynada kendinizi görüp kıs kıs gülmekten, kitabın başından sonuna “Mrk.” rumuzuyla içinizdeki “böcek”e yem atan koca bir demet beslenme kaynağı listesinden, dimağınızda kesif bir şekilde hissedeceğiniz okuma ve anlama lezzetinden, her gün yaşadığınız için rutinleşip gözünüzden kaçan mizahı görmekten ve sıkı bir “çimdik”ten mahrum kalmışsınız demektir.

Atilla Aksoy: Okudum. Çok keyif aldım. Hediye listemin baş sıralarında. Aklına, diline, eline sağlık.

Bülent Fidan: Kitabın yayınlanması sırasında Yayın Yönetmeni olarak kitabın ilk halini (aslında son halini de) gören kişi olarak en çok keyif alan kişi sanırım benim. Tabii ki yazarının ardından.

Beslenme Saati Kitapları, Reklam Yaratıcıları Derneği’nin ilk Türkçe kitabı olarak yayınlandı. Ve kitabın baskısının ilk 7 ay içinde büyük kısmı okurlar tarafından raflardan satın alındı. Bu nedenle çok sevinçliyim. Çünkü, bir reklam ajansında düzeltmen olarak çalışan, “ünlü” olmadan bir kişinin yazdığı kitabın bu hızla satılması önemli.

Adnan Algın bana göre mesleğini gerçekten büyük bir titizlikle yapıyor. Bunu yazdığı bu kitaptaki dilinden ve örneklerinden görebilirsiniz. Dilindeki ara sıra ağdalı Osmanlıcayı andıran söylemleri, Türkçenin zenginliğini de ortaya koyuyor ve bence bu Adnan Algın’ın dili kullanmadaki ustalığını gösteriyor.

Fax, Taxi & Sex Türkçe eserleri keyifle okumayı isteyenler için bir yeni kaynak.

Dilerim Adnan Algın da usta yazarlar arasında yerini alır.

Not: Adnan, eğer Türkçe hatalarım varsa düzeltirsen sevinirim. :)

Damla Yılmaz:

Keyif Yumağı
Kitabı henüz bitirmiş olmanın heyecanıyla bu alanı görmeden, bir paylaşımın altına yaptığım yorumumu biraz daha genişleterek özür dilemek istedim.
“Bilgi paylaştıkça çoğalır.”, mutluluk gibi. Üstat yazmış, yazmakla kalmamış, birçok “merak” uyandıracak not iliştirmiş satır aralarına. İşte bu yüzden başucu kitabı olmalı bu kitap. İşte bu yüzden değerli, işte bu yüzden farklı. Baştan sona yönlendiriyor, algıda “açıcılık” yapıyor… Bunlar kültür yumağı kısımları… Keyif yumağı da sarmalar sizi bu kitapta. Üstat öyle bir dil kullanmıştır ki bazen bir tümceyi 5 kez okursunuz, siz, diline güvenenler bile!
Ne yazsam eksik kalacak. Birkaç kez daha okursam gerçek bir değerlendirme yapabileceğime inanıyorum. Tek dileğim, Fax, Taxi&Sex’in devamının gelmesi.
Not: Bir kitabı önünüze çıkan -alakalı, alakasız- herkese tavsiye edip, kitaptan alıntılar yaparak okutmaya çalışıyorsanız, o kitap “olmuş”tur. Bir tek burada işlemez o söz: “Olmuş” burada “ölmemiş”tir.
Geç tanıştığıma sevgilerimle…

Didem Görkay: Adnan Algın’ın ilk kitabı olan ve her açıdan farklı, öğretici bir kitap olma özelliği taşıyan “Fax, Taxi & Sex Espassız Sayıklamalar”, sayfalarını çevirdikçe bilinmeyen ama keşfettikçe de insanı sürükleyen bir dünyaya götürüyor. Kitabın ilk sayfalarında yer alan özgeçmiş farklı bir kitaba başlanacağını okuyucuya hissettiriyor.  Birbirinin aynı gibi duran özgeçmişlerden farklı bir özgeçmiş sunmayı seçmiş olan yazar belki de farklı bir kişiliği, inceliklerle örülmüş bir karakteri olduğunun işaretini vermiş.

Gün geçtikçe yozlaşan toplumdan kaçma isteğini,  elimizden kayıp giden değerlere sahip çıkamayışın verdiği hüznü bir gelincik inceliğinde insanın kalbine dokunan satırlarıyla anlatan Adnan Algın, okuyucuyu çoğu zaman her şeyin temiz olduğu insanların birbirlerine iyilikle yaklaştığı yıllara götürüyor. Günümüzdeki, yerini önüne çıkan her şeyi yıkan şüpheciliğe bırakan, güven duygusunun yok oluşunu ise eskiden birçok esnafın kullandığı yöntem olan ve yazarın “komşuluk nişanesi’’olarak tanımladığı deftere yazdırmak yönteminin yok oluşuyla ifade ediyor.

Adnan Algın’ın Türk film tarihinin en güzel filmlerden biri olarak kabul edilen ve Yavuz Turgul’un en başarılı ve güzel çalışması olarak da nitelendirilen Muhsin Bey’i detaylı incelediği bir bölüm var ki, birkaç kez okunmaya değer.  Hatta birçok okuyucunun benim yaptığım gibi Adnan Algın’ın bu güzel film hakkındaki detayları paylaştığı yazısını okuduktan sonra, film arşivinden ‘’Muhsin Bey’’i çıkarıp tekrar izleyeceklerine eminim.

Feyza Hepçilingirler:  “Bamm Yayınları’nın Beslenme Saati adını verdiği kişisel gelişim dizisinde yayımlanan Fax, Taxi & Sex, ne bu addan ne de “Espasssız Sayıklamalar” biçimindeki alt başlığından anlaşılıyor; ama aslında bir Türkçe kitabı. (Espas, “boşluk” demek. Grafik tasarımlarında ve harfler arasında uygun boşluklar bırakılmasını sağlamak amacıyla basım işlerinde kullanılan bir sözcük.) Adnan Algın, bu ilk kitabında reklamcılık alanında yapılan dil yanlışlarıyla tatlı tatlı dalgasını geçerken Türkçenin reklam yazarları tarafından (da) doğru kullanılmasının ne kadar önemli olduğunu çarpıcı biçimde vurguluyor. Adnan Algın’ın cin gibi bir zekâsı var; bu zekâyla yaptığı can alıcı eleştiriler zevkle okunuyor. (…) Adı İngilizce, “Business Advertising Marketing Media” sözcüklerinin kısaltması olan BAMM Yayınları’nın bu kitabı basması da çok önemli. Dünyanın ortak iletişim dilinin İngilizce olduğunu kabul etsek bile, bunun Türkçeye özen göstermemenin bahanesi olamayacağının en açık kanıtı!

Gül Acemi: Kitabınız gönülleri varsıl kılacak kadar çok renkli, zaten kolay ve sık gülümseyen biriyim, okurken yüzüme bir tebessüm yakıştı ki o kadar olur, her bölüm ayrı bir lezzet, elleriniz dert görmesin e mi!

Haluk Mesci: Kitabınıza ara ara bakıyorum. İlginç.

Mustafa Ordaş: Zevkle okudum. Kitabı bir bütün olarak etkileyici buldum. Sayende enteresan şeyler de öğrendim. “Mrk.” göndermelerinden kendime bir okuma listesi de çıkardım. Eline, diline, bileğine, aklına fikrine sağlık. Tekrar kutluyor, devamının gelmesini diliyor ve umuyorum.

Mustafa Topkara: Dile hakim olduğunuzu (hatta dille oynadığınızı) gördüm… Şiir ve edebiyatla bu kadar yakından ilgilenmenin doğal sonucu olsa gerek bu… Kullandığınız kelime sayısındaki fazlalık dikkati çekiyor hemen…

Nur Arıoğul: Fax, Taxi & Sex ‘Espassız Sayıklamalar’ kitabı o kadar keyifli ve güzel ki, anadilini merak eden, etmeyen tüm sevdiklerime bu kitabı hemen alıp okumalarını tavsiye ediyor, sizi de gönülden kutluyorum. Açıp açıp okuyacağım hem keyfili hem de bilgilendirici bir kitap.

Oğuzhan Akay: Gayet güzel tespitler ve lezzetli yazılar var. Elinize sağlık.

Serap Paşalı: Bu kitap çok ‘paha’lı! Babamı hatırlattı bana: O hep haklıydı! Hayata dair aklımda gezdirdiğim şeyleri henüz soramadan cevabını çoktan vermiş olan bir adamın şiddet içerikli ifrazatıdır olsa olsa.

Evet… Kaş hep çatık. O halde güldürü çok da uzağa gitmiş olamaz. İki satır sonra bizi neler bekler diye merak ederken, işte o iki satır arasında enseye bir şaplağın gelmeyeceğinin garantisi de yokmuş meğer: Kendine gel kertenkele!

Dünya edebiyatının merakını hazmetmiş birine kalkıp pilav yapmak, deliliğin; ‘Yazıcı’nın ruhunu insan bedenine hapsetmek de acımasızlığın ta kendisi. Bileydim başıma gelecekleri… Zihnimi denk alır, öyle başlardım okumaya.

Yeni okuyucuya not: Alta gittim diye yerinme / Üste çıktım diye güvenme! Yoksa babandan yemediğin tokadı, FTS’den yersin. Allah’ın Gregor’u seni! En yakın fırından hazırlıklara başlamadan kutsal kitaba el sürme, sonun hiç iyi olmaz!

FTS, en az üç kere okunmalı. İlki, ‘Yazıcı’ ile tanışmak için. İkincisi, ‘dil sorumluluğu’ için. Sonuncusu ise, O’nun meraklarını merak edip çoğalmak için. Tarihine bakalım, Mart 2009.

Tanrı bizi, genişletilmiş sonraki baskısından korumasın!

Soydan Kızgın: Merhaba Adnan Bey, sizi ilk (ve son) bir televizyon izlencesinde gördüm; konusu neydi, izlence hangi içerik etrafında dönüyordu tam olarak hatırlamıyorum ama şimdi düşünüyorum da sanırım izlence spor, daha ziyade de futbolu ele alıyordu. Her neyse, zaten konumuz da bu değil.

Konukların yerde oturduğu bu izlenceyi yöneten orta yaşlı adam elinde sizin kitabınızı tutuyordu. Sonra size “İnsanlar neden bu kitabı alsınlar?” eşdeğerinde bir soru sordu. Siz de diliniz döndüğünce, kitaba göndermeler de yaparak yanıt verdiniz ya da vermeye çalıştınız. Hattâ bir ara, lafı (heyecanda da olsa gerek) biraz dallandırıp budaklandırdığınızda, izlencenin yöneticisi size müdahale etti ve bence pek de hoş olmayan bir üslupla sözlerinizi bağlamanızı istedi. Siz aklındakileri dile dökememiş olmanın sıkıntısı duya duya birşeyler anlattınız. Muhtemelen, o an sizi dinleyenler, eğer edebiyata ve dile karşı bir ilgi duymuyorlarsa, hakkınızda “kendini ifade etmekten aciz” yargısına varıp, başka bir kanala geçmişlerdir. Ama ben hemen kitabın adını bir yerlere karaladım; çünkü birşeyler karalayan, meramını daha ziyade edebiyat yardımıyla anlatabilen biri olarak kitabınız oldukça ilgimi çekti. Bu ilgim, ertesi gün kitabı Kadıköy’deki Alkım kitabevinden alıp (sadece bir tane vardı) okuduktan sonra artmaya devam etti.

Bu vesileyle size çok teşekkür etmek ve kitabınızı çok beğendiğimi bildirmek istedim.

Saygılarımla.

Vural Sözer: Ben, kendimi “mayın tarlasında piknik yapan (bilmeden değil, bile bile) boşa kürek sevdalısı bir yürek” sanırdım. Meğer, iki adım ötemde Adnan Algın adında biri daha varmış!

Yağız Gönüler: Adnan Algın’ın bu kıymetli kitabını öncelikle yazın dünyasında herhangi bir şekilde yer alan tüm insanlığa takdim ve hiç çekinmeden tavsiye ederim. Okurken elde edeceklerinizi burada yazıp iştahınızı kapatmak istemiyorum lakin sıkıntılarım var, anlatmam lazım. Bu kıymetli kitabın neden etrafta ziyadesiyle ilgi görmediğini, edebiyatla yatıp kalkan gençleri geçtim de reklam sektöründe farklı ünvanlarla çalışan güzel insanların neden bu kitap hakkında bir şeyler konuşmadığı benim çok canımı sıktı.

Çok bilinir ki, “sektörel” kitaplar insanı yorar. Okurken bir an evvel bitsin diye bakarsınız sayfaların numaralarına. Çok az kitap vardır bittiğinde verim alabildiğiniz, not tutabildiğiniz. Oysa bu kitabı okurken, kendisine zarar vermemeniz, yırtıp aşındırmamanız ve evin, ofisin, halk otobüsünün içinde “0.5 ucu olup da vermeyenin” diye bağırmamanız imkansızdır.

Tüm gerçekçiliği ve en önemlisiyse “yazma” adına, yazarın tabiriyle “yazan” olmak adına her şey bu kitapta mevcut. Hayır Adnan Algın kapı komşum değil. Kendisini, kitabını okuduktan sonra bana attığı son derece mütevazi mesajı ve kitap hakkındaki sohbetlerimizle tanıdım; nev-i şahsına münhasır bir “yazan” olduğunu düşünüyorum.

Bazı kitaplar size bakar ve “neden bu kadar geç kaldın?” diye her sayfasında tokatlar. Kitabı bitirdiğimden beri nemlendirici sürüyorum kirli sakalı gömlek edinmiş yanaklarıma, uçuk da çıktı ki hiç sorma. Sıkıntı büyük.

Türkçeyi babasının takım çantasındaki pense gibi ardiyeye atan, paçavra gibi kullanan sürüye inat, FTS’nin genişletilmiş, coşturulmuş ve yenilenmiş bir baskısını raflarda görmek çok ister bu gönül.

Son olarak, kitabın içerisindeki “Mrk” parantezleri bile ayrı birer kitap konusudur. Muhtemelen benim için bu kitabın özel olma sebeplerinden biri de budur. Zira Adnan Algın ile pek çok ortak yönümüz mevcutmuş. En başta Anouar Brahem elbette.

Zeynep Heyzen Ateş: İnsanı kendinden utandıran enfes bir kitap. Tam da, üç dilde ana avrat düz gidebiliyorum ama o diller arasında artık Türkçe yok, dediğim bir dönemde tanıştık.  (Bir kağıda not almışım, kim bilir hangi kafayla. İlk bulduğumda hatırlamadım zaten ne olduğunu. Uzunca bir süre niye Fax, Taxi, Sex yazmışım, acaba nerede kullanacaktım diye düşündüm. Sonra ideefixe listeme bakarken karşıma çıktı -paran olunca al, listesine eklemişim.)

İyi ki almışım. Teşekkürler.

Kadere inanmam ama bazı kitaplar okuyucusunu bulur. Sizin kitabınız da beni buldu. Nasıl bir macerası oldu kitabın bilmiyorum ama eleştirilere hedef olduğunu duymak beni şaşırtmazdı. Bu kaygıları sahiplenenler, benzer kaygıları sahiplenen kişileri sahiplenmezler. Dil konusunda “konuşma hakkı” kısa paslaşmalardan hoşlanan “seçkin” bir azınlığa aittir bizde. 60’ından küçük olanları aralarına aldıklarını sanmıyorum.

Belki kitabı sevebilmemin nedeni, son beş yıllık süreçte Türkçemin ne kadar bozulduğunun farkında olmam ve bunu itiraf edebilmem. Temas içinde olduğumuz Türkçe o kadar sakat ki, onunla yaşaya yaşaya o sakatlıkları taklit etmeye başlıyoruz. Hayata karışan, dile de karışıyor. Yine de kaç kişi çıkıp “Benim Türkçem bozuldu/kötü” demeye cesaret edebilir? Ne demeye çalıştığınıza bakmaz, Türkçesi kötü diye etiketleyip rafa kaldırırlar sizi. O lekeyi de asla temizleyemezsiniz. Temkin. Sizinki gibi kitapları bu yüzden sevemiyoruz işte. Sevebilmek için önce suçlu olduğumuzu, bozuk olduğumuzu, ke’ye ka denmesine şiddetle karşı olduğumuz halde MKYK derken hiç vicdan azabı çekmediğimizi kabulllenmemiz gerekiyor. O da zor. En azından benim görüşüm bu.

Aslıhan Deniz Filiz: Adnan Algın’ın Fax,Taxi&Sex kitabı son zamanlarda okuduğum en öğretici, keyif verici ve bildiklerimi de hatırlatıcı kitabı oldu.

Ata Sezer: Sayın Algın, kitabınızı İzmir Konak’ta ”fast-book” kitap satan dükkanın 5 TL sergisinden aldım ki -bu durum benim için ekonomik yönden faydalı- 2 yıldır doğru düzgün kitap getirmeyen ve işletmecisi 3 ayda bir değişen bu kitapçı, sonunda nedenini bilmediğim bir sebeple tezgah politikasını değiştirmiş, fast sabun köpüğü kitaplardan, sağlam kitapları tezgaha koymuş ve beni sizin gibi muazzam bir yazarla, redaktörle tanıştırmıştır (yemişim sosyal medyanın arkadaş buluculuğunu), redaktör, müziksever, okur ve yazar kimliğinizin önünde saygıyla eğiliyor, kitabınızı başucumda duran denemelerin, Falınızda Rönesans Var’ın, Orçun Kunek’in, Şeyler’in, Uyuyan Adam’ın, 7 yıldır okuma sürecinde olduğum Görme Biçimleri’nin, alıp da bir 10 yıl kadar okumak istediğim Yaşam Kullanma Kılavuzu’nun üstüne koyacağım…

Ceyda Topuzluoğlu: Fax,Taxi & Sex kitabını bir solukta okudum. Okurken; ”Oh! Sonunda birileri söylenmesi gerekenleri açık seçik dile getirebilmiş” dedim. Kâh gülümsedim, kâh kahkaha ile güldüm, kâh düşündüm ve bazen gerçekten umutsuzluğa kapıldım. Bir baktım ki, benim de bilmediğim ne kadar çok şey varmış? Kullandığın dil, konulara bakış ve onları işleyiş tarzın mükemmel olmuş. Aslında gündelik hayatta sıklıkla karşımıza çıkan ve işin kötü tarafı gittikçe alışmaya başladığımız çarpıklıkları gözler önüne sermişsin. Hatta çalışma hayatının o sivri dikenlerini öyle güzel ifade etmişsin ki, hayranlık duymamak mümkün değil.

Esra Aydoğar: Ben bir kitabı okuduğumda en fazla yarım saat sonra bünyem rahatsız olur, kitabı bırakmak zorunda kalırım. Sizin kitabınızda bu süre 2 saat. Hayatımda bir rekor saat bu. Nadir kitaplarda böyle olur. Kendi adıma oldukça faydalandığım ve ara ara tekrar okunması gereken kitaplardan.

Kemal Baş: Kitabını almadım. Kimin evinde gördüğümü hatırlamıyorum ama, yaklaşık 1 saat kadar okudum. Sıkılmadım.

Mehmet Zorlu: Öncelikle kitabınızın konusunu, yerli yerinde dokundurmalarınızı ve yazım dilinizi çok beğendiğimi belirtmek isterim. Kitabınızdaki yayınevi kaynaklı espas ve diğer hatalar için canınızı sıkmayın, yeni basılacak olan eminim sıfır hatayla basılacak ve istediğiniz gibi bir kitap olcaktır. Yazılarınızın ve kitaplarınızın devamını bekliyor olacağım.

Murat Biricik: Karşılaştıklarımızı hatırlatmakla birlikte karşılaşacaklarımızı da anlatabilen taksi sarısı kapaklı, mütevazı ve samimi 403 sayfa.
Tashih ve çok bilmişlik gerginliğinden uzaklaşarak okuyun. İyi araştırılmış bilgilerle dolu olduğunu göreceksiniz.

R. Mert Ulus: FAX, TAXI & SEX “Espassız Sayıklamalar”ı herkese tavsiye ediyorum. Esen kalın.

Nagihan Şahin: Dilimizin içinde bulunduğu içler acısı duruma samimiyetle dikkat çektiği için çok önemli buldum bu kitabı. Kaldı ki özelde reklam işiyle ilgili olanlar için de çok değerli ipuçları barındırıyor. Yine bir “redaktrö”nün sektördeki ahvalini de anlatmakta yazar, şahsî tecrübelerini katarak.

Üslubundaki canlılık ve akıcılık ise didaktik olmaktan çıkarıyor eseri. Kolaylıkla okunuyor. Çok “keyif veren” bir okuma oldu doğrusu. Ve dahi bu ve bunun gibi kitaplar mutlaka okunmalı. Sık sık okunmalı.

Ozan Ertürk: Önce saygılar. Sonra belirtmek isterim ki kitabını okurken içimde sana karşı oluşan öfkeye karşı koyamayacağım. Ne kadar zor, ne kadar yazmış olmak için yazmışsın. Cümle söyleyeceğini söyleyip, görevini yaptıktan sonra bir anda bütün kurgusunu değiştirip cümleye yeniden devam etmişsin. Yani kelime haznen tabii ki geniş. Daha doğrusu dağarcığın geniş. Orada sorun yok. Fakat metinlerinin matematiği çok yanlış. Bırak rahat okutmayı, rahatsızlık bile veriyor okurken. (…) Seni fırsat bulduğum her yerde kötüleceğim. İsmini cümle içinde kullanmak için adını ve soyadını bile ezberledim.

Reha Akdoğan: Kitaba hızla göz gezdirince, Türkçe sevdalısı bir yazar tarafından yazılan ve Türkçe’ nin hatalı kullanımıyla ilgili eleştirileri de içeren bir kitap olduğunu gördüm. Çok akıcı bir dille yazılmış, bir çırpıda okunup bitirilebilecek, mizah yanı ağır basan bir kitap olmasına karşın, yavaş okuyan biri olarak kitabınızı hâlâ okuyorum.


2 responses to “FAX, TAXI & SEX için ne dediler?

  • Bülent Fidan

    Kitabın yayınlanması sırasında Yayın Yönetmeni olarak kitabın ilk halini (aslında son halini de) gören kişi olarak en çok keyif alan kişi sanırım benim. Tabii ki yazarının ardından.

    Beslenme Saati Kitapları, Reklam Yaratıcıları Derneği’nin ilk Türkçe kitabı olarak yayınlandı. Ve kitabın baskısının ilk 7 ay içinde büyük kısmı okurlar tarafından raflardan satın alındı. Bu nedenle çok sevinçliyim. Çünkü, bir reklam ajansında düzeltmen olarak çalışan, “ünlü” olmadan bir kişinin yazdığı kitabın bu hızla satılması önemli.

    Adnan Algın ban agöre mesleğini gerçekten büyük bir titizlikle yapıyor. Bunu yazdığı bu kitaptaki dilinden ve örneklerinden görebilirsiniz.

    Dilindeki ara sıra ağdalı Osmanlıcayı andıran söylemleri, Türkçenin zenginliğini de ortaya koyuyor ve bence bu Adnan Algın’ın dili kullanmadaki ustalığını gösteriyor.

    Fax, Taxi ve Sex Türkçe eserleri keyifle okumayı isteyenler için bir yeni kaynak.

    Dilerim Adnan Algın da usta yazarlar arasında yerini alır.

    Not: Adnan, eğer Türkçe hatalarım varsa düzeltirsen sevinirim.🙂

  • Murat Biricik

    Karşılaştıklarımızı hatırlatmakla birlikte karşılaşacaklarımızı da anlatabilen taksi sarısı kapaklı, mütevazı ve samimi 403 sayfa.
    Tashih ve çok bilmişlik gerginliğinden uzaklaşarak okuyun. İyi araştırılmış bilgilerle dolu olduğunu göreceksiniz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: